TEVEKKÜL; ALLAH’A GÜVENİP, AKIBETİNDEN ENDİŞE ETMEMEKTİR

Üç kelime ve üç kavram; tedbir, tevekkül ve takdir...

Dilimizden ve gündemimizden düşmeyen üç kelime; tedbir, tevekkül ve takdir...

Önce tedbir dedik ve geçen hafta “TEDBİR; AKLIMIZLA HER ŞEYİ KOKLAMAKTIR” başlıklı yazımızı yayımladık.

Evet, önce tedbir arkasından tevekkül…

TEDBİR; AKLIMIZLA HER ŞEYİ KOKLAMAKTIR

Üç kelime ve üç kavram; tedbir, tevekkül ve takdir...

İnancımızın ve kültürümüzün bize öğrettiği üç değer...

İnsanlık tarihi boyunca başımıza gelen nice afet ve felaketlerle gündemimizden düşmeyen üç kelime; tedbir, tevekkül ve takdir...

Bu yıl ilimizde ve ülkemizde meydana gelen depremler, sel felaketleri ve tüm dünyada yaşanan COVID-19 / koronavirüs pandemisi ile birlikte hemen hemen herkesin telaffuz ettiği üç kelime; tedbir, tevekkül ve takdir...   

HARPUT HAVZASI MANEVÎ KÜLTÜREL MİRASIMIZ (2)

Malazgirt zaferi sonrasında Türklerin iskânına açılan Harput, 12. yüzyıl ortalarında Artukoğulları tarafından inşa olunan Ulu Câmi etrafında medreseleri, hankâhları ve diğer hayatî müştemilatıyla genişleyerek kısa sürede ihtişamlı bir İslâm şehri hüviyetine kavuştuğunu geçen haftaki yazımızda izah etmeye çalışmıştık.

Yavuz Selim zamanında Osmanlı hâkimiyetine geçmesiyle Harput, sürekli kabaran demografisine paralel giden hızlı bir sosyo-ekonomik ve kültürel gelişme sürecine girdi. Batıdan Ortadoğu’ya giden ticaret yollarının kavşağında bulunan şehir, gelişip canlandı ve bölgenin önemli bir merkezi haline geldi.

HARPUT HAVZASI MANEVÎ KÜLTÜREL MİRASIMIZ (1)

Geçen Pazar günü Hayrettin Ayaz Hocamla birlikte Harput’taydık. Tabiri caizse Harput’un etrafını dört döndük, görüntüler almaya çalıştık. 

1982 yılından beri hizmet veren Harput Diyanet Eğitim Merkezi Hizmet Binası ve lojmanları yıkılarak yerine yapılan inşaatı gezme ve projelerini inceleme fırsatı bulduk.

Harput’un tarihi ve kültürel dokusuna uygun Selçuklu ve Osmanlı motif ve mimarisiyle bir külliye halinde yapılacak olan Harput Diyanet Eğitim Merkezi, Türkiye’nin en büyük eğitim merkezlerinden biri olmaya aday…

NAZAR BER-KADEM

Tasavvufî bir terim olan nazar ber-kadem; Nakşibendiyye tarikatında, sâlikin yürürken gaflete sebep olacak bir şeyi görmesini önlemek için bakışlarını ayaklarına odaklaması, adımını baktığı yere atmak anlamında bir terim.

Nazar ber-kadem; yürürken bakışlarını kendi adımlarına yöneltmek, gözlerinin kendi ayaklarında olması, bakışını ve dikkatini kendi adımlarına yöneltmesi.

TEFEKKÜR, AKLIN SADAKASIDIR

Tefekkür; fikretme, düşünme, kafa yorma. Fikri harekete geçirme.

Tefekkür, içerdiği anlam itibariyle sıradan bir düşünme değil;

Allah'ı tanımayı sonuç verecek şekilde düşünme,

Allah’u Teâlâ’nın sıfatlarını ve nimetlerini düşünme,

İbret alacak ve faydalanacak şekilde derin düşünmedir.

İHSAN, KULLUK MERTEBESİNİN ZİRVESİ

Hz. Ömer (r.a.)’den rivayet edilen Cibril Hadisi’ni bilmeyenimiz yok gibidir.

Cibril Hadisin’de üç terim ön plana çıkar;

İslâm, iman ve ihsan…

İslam’ın esaslarını kabul etmek ve anlamak,

Kabullendiğine ve özellikle gaybe imam etmek,

Ve yaşamak,

İNSAN; HEM EŞREF-İ MAHLÛKAT HEM DE ESFEL-İ SAFİLİNDİR

İnsanoğlu yaratılış gereği garip ve ilginç bir yaratıktır/varlıktır.

Yaratılış gereği yeryüzünde Allah’ın temsilcisi/halifesidir.

Göklerin, dağların ve yerin almaya çekindiği emanet sahibidir.

Allah'a ibadet amacıyla halk edilen ve ilk ferdi topraktan yaratılan bir varlıktır.

DASK, MİLLETİN DEVLETE OLAN GÜVENİNİ SARSIYOR

Cumhur yani DASK mağdurları, DASK’ın haksız ve adaletsiz uygulamasını bu sütundan Sayın Cumhurbaşkanımıza şikâyet ediyor.

24. Ocak 2020 tarihinde merkez üssü Elazığ ili Sivrice ilçesinde meydana gelen 6.8 şiddetinde depremin üzerinden tam 100 gün geçti.

Depremin yaraları henüz tam olarak sarılabilmiş değil!

Sıkıntılar, aksaklıklar halen devam etmekte.

TÖVBE; ALLAH İLE YAPILAN AHDİN TAZELENMESİDİR

Bezm-i elestte yani ruhlar âleminde Allah ile bir ahidleşmemiz vardı.

Cenab-ı Hak ruhlarımızı yarattığında “elestü bi rabbiküm/ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sormuş ve ruhlarımız; “kalu belâ şehidna/ evet, (Rabbimizsin), şâhid olduk” demişlerdi.

“(İşte bu şahidlendirme) kıyamet günü ‘bizim bundan haberimiz yoktu’ dememeniz içindi.

Allah’la insanlar arasında meydana gelen bu sözleşme A’raf suresinin 172. ayetinde anlatılmaktadır.