SEVGİNİN İMANLA BÜTÜNLEŞMESİ

Sevgi; bir kişiye veya bir şeye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu…

Diğer adıyla muhabbet…

Coşkulu şekli ise aşk.

Seveni kendinden geçirecek derecede bir sevgi…

İşte bu sevginin adı; Allah sevgisi.

Sevmek için ise iman etmek gerekir.

Sevgi ışık gibidir, sevgisizlik de karanlık.

Kaynaksız ışık olmayacağı gibi, kaynaksız sevgi de olmaz.

SEKÎNETE İHTİYACIMIZ VAR

Sıkıntılı ve zor bir dönemden geçiyoruz.

Tarihte benzeri olmayan bir korku, telaş, endişe, kaygı, stres ve koşuşturmaca içinde insanoğlu.

Bunun sonucu psikolojik hastalıkların tavan yaptığı bir asır.

Zenginlik, servet, prestij, makam ve güç bile insanları mutlu etmiyor, güvende hissettirmiyor.

Dünya nimetlerinde istifade oranı ve imkânı geçmişe göre çok daha fazla olmasına rağmen huzurlu ve mutlu insanların sayısı parmakla gösterilecek kadar azaldı.

ZELZELE DESTANI

Yine soğuk bir kış günüydü.

24 Ocak’ta meydana gelen deprem üzerinden bir yıl geçti.

Halen depremle yatıp depremle kalkıyoruz.

TOKİ’nin rant kaygısı ve vurdum duymaz tavrı,

Kentsel dönüşüm kargaşa ve muamması,

DASK’ın mağdur ettikleri gibi onlarca problemlerin bir yıl geçmesine rağmen halen devam etmesi…

“SAĞ ELİN VERDİĞİNİ SOL ELİN BİLMEDİĞİ” SÖZÜNÜN TAŞTA CANLANIŞI

Bu hafta da farlı bir açıdan sadakayı değerlendirelim.

Sadaka vermenin en önemli adabı;

Samimiyet,

İhlas,

Gösterişten, riyadan uzak,

Ve gizliliktir.

SADAKA BELÂYI DEFEDER

Geçen haftaki yazımızın konusu “Belâ ve Musibetle İmtihan” idi.

İnsanoğlu geçici dünya hayatında zaman zaman belâ ve musibetlerle sınanır.

Ülkemiz ve dünya, zor bir imtihan ve süreçten geçiyor.

Bu zorlu süreçte dünyanın gündeminde olan hastalıkla mücadele noktasında fert olarak, toplum olarak, kurum ve kuruluşlar olarak ihtiyaç sahiplerini hatırlar olduk.

Bu da bize yardımlaşmayı, dayanışmayı,

Sadakayı ve sadaka kültürünü hatırlattı.  

BELÂ ve MUSİBETLE İMTİHAN

Yeni bir yıla girerken bir yılı daha geride bıraktık diye söze başlanır ve birkaç gün sonra da unutulurdu.

2020 yılı unutulmayacak bir yıl oldu.

Geride bıraktığımız 2020 yılı, dünyada ve ülkemizde önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olarak kayıtlara geçti.

Salgın/pandemi, depremler, küresel ısınma ve kuraklık, orman yangınları, savaşlar, toplu katliamlar, terör saldırıları, suikastlar, patlamalar, uçak kazaları, çığ felaketleri, şiddetli yağış, fırtına ve tayfunlar, sel ve heyelanlar, diplomatik ve ekonomik krizlerin yaşandığı hiç de iyi şekilde hatırlamayacağımız bir yılı geride bıraktık.

ALMA MAZLUMUN AHINI…

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Sayın Nafiz Koca’nın bir paylaşımını okuduğum da benim de tüylerim diken diken oldu ve iliklerime kadar titredim.

Depremzede bir hanımefendinin feryadıydı:

Allah sizin de belanızı versin, hiç mi görmediniz?

Bu çaresizliğin getirmiş olduğu bir feryat, bir çığlıktı…

Bu bir mazlumun feryadıydı…

HARPUT: YOK-ŞEHİR

Harput ve Harput Musikisi üzerine birçok eserler, yazılar yazıldı.

Bu yazılardan biri de Tahir Abacı’ya ait.

Tahir Abacı, “GRAMOFONLU KAHVEHANE Memleketin Şarkısı Türküsü Üstüne” dalı eserinin 160-166. sayfalarını Harput ve Harput musikisine ayırmış.

Tahir Abacı, 1951 Malatya doğumlu. 1968 yılında Malatya Turan Emeksiz Lisesi (Malatya Lisesi)’nde okurken Elazığ’a sürgün edilmiş bir lise öğrencisi.

ARKADAŞ ARIYORUM, ARKADAŞ

1983 yılında Turgut Özal’ın başbakan olmasından sonra kısa mesafede haberleşmek için özel telsizlere müsaade edilmişti.

Bu telsizlerle haberleşme yerine çoğunlukla “arkadaş arıyorum, arkadaş” anonsu yapılıyor ve gayesi dışında kullanılıyordu.

Bu telsizlere ulaşan hemen hemen her kes arkadaş aramanın telaş ve gayreti içindeydi.

Arkadaş ama, nasıl bir arkadaş?..

ŞEYTAN DA DOĞRU SÖYLER!

Muhyiddin ibn-i Arabi’nin “Şeceretü'l-Kevn” isimli eserinde “Hikayetü İblis” başlığıyla bir hadis rivayet nakledilir.

Beş-altı sayfalık bir tek hadis olan bu rivayet, uzunluk bakımından genel olarak diğer hadis standartlarına uymamaktadır.

Kaynağı belli olmayan bu uzun rivayette yer alan değişik bilgiler, farklı hadis kaynaklarında da mevcuttur.