TÜRKİYE - İRAN ÇATIŞMASINA DOĞRU

ABD'nin gözünde üçüncü dün­ya ülkesi olmaktan çıkan (!) Türki­ye, dünyanın en önemli bölgesinde ekonomik, askeri, ticari ve kültürel olarak önemli bir yere sahip oldu­ğundan dolayı ABD için stratejik olarak güvenilir bir müttefiktir.

Sovyetler Birliğinin çöküşün­den sonra bütün Orta Asya ve Bal­kanlar Türkiye'nin politik, ekonomik ve askeri boşluğu doldurmak ister­se, İran tehlikesini bertaraf etmesi gerekmektedir. Bunun içinde ABD sonuna kadar Türkiye'yi destekle­diği ima edilmektedir.

ABD, Türkiye ile İran’ı savaş­tırmak istiyor. ABD yönetiminin bu senaryosunu hayata geçirmek için çalışanların başında Türk - Ameri­kan Dostluk Konseyi (Türkiye'nin Amerikalı Dostları Derneği) içinde bu faaliyetleri yürüten özel bir ekip vardır.

TÜRKİYE VE AZERBAYCAN

Yeryüzündeki tüm Müslümanlar evrensel bir ailenin bireyleri olarak Yüce Allah tarafından "kardeş" ilan edilmiştir. Bu kardeşlik öyle bir nimettir ki, hiçbir dinde ve ideolojide bir örneği bulun­mamaktadır.

Bu hususta Es.  Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edilmiş birçok hadis vardır:

"Müslümanın derdiyle dertlenmeyen bizden değildir."

"Bir mü’minin, cemaat ile münasebeti başla bedenin irtibatı gibidir, öyle ki, mü'min cemaatinin çektiği eziyeti, bedenin bir uzvunun çektiği ızdırabı baş nasıl duyuyorsa aynen öyle duyar."

UĞUR MUMCU’NUN ARDINDAN

Türkiye üzerinde birçok oyunlar oynan­maktadır. Oynanan bu oyunların altında CIA ve MOSSAD'ın olduğu artık bilinen bir gerçektir. Bugün Türkiye özellikle Güneydoğu'da bunların cirit attığı yerler olmuştur.

Türkiye üzerinde oynanan bu oyunların temel hedefi bu ülkenin insanlarını çeşitli kamplara ayırmak, bunları birbirine düş­man ederek birbirine düşürmektir.

Geçmişte ilerici - gerici, sağcı - solcu di­ye kamplara ayrılarak birbirine düşman edilmek istenen bu ülkenin insanlarını şim­di de "laik - şeriatçı" diye karşı karşıya geti­rilmek istenmektedir.

VAKIF VE MAMURATÜL AZİZ VAKFI

İnsanlığın, insanlık tarihi boyunca geliştirilmiş olduğu yüce değerlerden biri de, kuşkusuz yardımlaşma ve dayanışma duygusudur. İnsanlar toplu halde yaşama ihtiyacını duydukları andan itibaren yardımlaşma fikrine sahip olmuşlar ve buna paralel olarak, kurumlar kurmaya başlamışlardır. Bu duygunun tezahür ettiği kurumların başında da bir dini ve hukuki kuruluş olarak vakıflar gelmektedir. Bununla birlikte yardımlaşma için dernekler ve kurumlar oluşturulmuştur.

İyilik yapmada ve takvada birbirinizle yarışın” ayeti vakfın menşei,

YENİ BİR KOALİSYON MU? ERKEN SEÇİM Mİ? ASKERİ DARBE Mİ?...

Koalisyon ortakları muhalefette iken mangalda kül bırakmayan iki anahtar gibi vaatlerle seçmenlerden ödünç oy isteyerek iktidara geldiler. Kendilerinden önceki ANAP hükümetini dış politikada, enflasyonda, terörde, sosyal adale­tin dengesiz dağılımında, vatana ihanet olarak kabul ettikleri çekiç güç ve benzeri konularda eleştirerek beceriksizlikle suçlayarak iktidar koltuğuna sahip oldular.

Verdikleri bütün sözlerini yerine getirip getirememe konu­sunda koalisyon hükümetinin düştüğü durum ortadadır. Çünkü görünen köy kılavuz istemez.

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE BOSNA-HERSEK

Dünyanın yeni bir düzene ihtiyacı vardır. 1–2 asırdır devam eden Batı'nın sömürü düzeninin devam etmeyeceği artık bilinmektedir. Batı insanı sömürdü ve bitirdi. Dünya ve insanlık yeni bir düzenle ya kurtulacak, ya da toptan kendi tükenişini bekleyecektir.

Bu yeni düzeni getirecek olan İSLÂM, onun bayraktarlığım yapacak olan Müslümanlardır. İslâm âlemindeki kıpırdanışlar da bunun müjdecisidir. Batı bu gerçeğin farkında olduğu için yeni bir dünya düzeni sloganı ile ortaya çıkmıştır. Kimini bu yenidünya düzeni ile büyüleyerek, kimini tehdit edip korkutarak, kimini ise ezerek kabul ettirmek istemektedir.

YENİDEN İMAN ETMEK

Lailahe illallah diyerek Ke­lime-i Tevhid'le iman daire­sine giren Müslüman: "Al­lah'tan başka İlah yoktur" derken bütün ilahları reddet­tiğini bilir. Allah'tan başkası­na ibadet etmez, kul olmaz. Bu kulluk müminin inanç ve düşüncesine hâkim olduğu gibi hareketlerine, ibadetle­rine, sosyal, siyasi ve ekon­omik düzenine de hakim ol­ması gerektiğini bilir.

Lailahe illallah diyen Müslüman; kendisine açık ve gizli, maddi ve manevi her nimetin Allah'ın fazlından olduğuna inanarak tek Rezzak olarak Allah'ı tanır.

ZİNA SUÇ MU?..

DYP- SHP hükümetinin kadın, aile ve çocuk haklarından sorumlu Devlet eski Bakam Güler İleri, zinanın suç unsuru olmaktan çıkarılması için yaptığı kanun teklifi hazırlıkları kamuoyunu iyice meşgul etti.

Zinanın herkes tarafından bilinen tarifi, “Aralarında kan- koca ilişkisi olmadan kadınla erkeğin aralarındaki cinsel ilişkidir.” Zina insanlık tarihi boyunca, günümüze ka­dar tüm sosyal sistemler. Ahlaki açıdan çirkin ve kötü, dini açıdan günah, sosyal açıdan şerli ve kabul edilemez olduğu konusunda görüş birliği halindedirler. Ancak akıl ve mantıklarım şehvetlerini uydurmuş kişilerin dışında hiçbir aykırı ses çıkmamıştır. Bu konudaki evrensel görüş birliği insan fıtratının zinadan nefret ettiği gerçeğine bağlıdır. Çünkü insan soyunun ve medeniyetinin geleceği, sosyal yapısında garanti altında alınması kan- koca ilişkisine, kalıcı ve sarsılmaz sadakatine bağlıdır.

ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM

Cehennem’in varlığına tüm kalbimle inandığım için rahatlıyor ve ferahlıyorum.

Cehennemin varlığını düşündükçe, Allah’a daha çok bağlanıyor,

O’na olan sevgim kat be kat daha artıyor.

O’na şükran duygularım daha çok kabarıyor.

Cehennemin varlığı çok büyük bir nimet olarak görüyor ve O’na daha fazla şükrediyorum.

SÖZ VERDİK

Söz verdik,  

Ahitleştik ruhlar aleminde!..

Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sorusuna,

Evet” dedik.

Allah’ı Rab, yaratıcı, rızık verici, hüküm sahibi olarak tanımaya,

Yeryüzünde Allah’tan başka ilah, güç ve kuvvet tanımamaya,

İslâm'ı ise din ve yaşama biçimi olarak benimsemeye,
Heva ve hevesimizi putlaştırmamaya söz verdik.