İSYAN EDİYORUM O HALDE VARIM

Yirminci asrın ikinci yarısından itibaren başlayan ve bu asrın sonlarına yirmi birinci asra yaklaşırken dünya genelinde meydana gelen olaylar İslam'ın bütün yeryüzünde tekrar gündeme geldiğini ispatlayacaktır.

Bu çağda böylesine olayların meydana gelmesi ol­dukça şaşırtıcı bir manzaradır. Çünkü dünya tarihinde hiçbir din, yeni peygamber olmaksızın on dört asır gibi bir aradan sonra yeniden
uyanış, yeniden diriliş aşamasını sağlayabilmiş değildir.

Asırlar önce terfi edilen Hıristiyanlık artık ayağa kalkamayacak bir kültürün enkazı, Musevilik ise külçe altınlara tapan ve her çağa göre değişerek yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar.

KANLI NOEL

Emperyalist ülkelerin sicilleri biraz karıştırıldığında zulüm, baskı ve katli­amdan başka bir şeye rastlanmaz. Yeni bir yıla girilirken yine yeryüzünde zu­lüm, baskı, katliam ve gözyaşı dolu bir yılı geride bıraktık. Emperyalist ülkele­rin bu vahşetine kısaca birkaç örnek verelim:

1907 yılında Kudus’ü işgal eden Haçlılar Mescid-i Aksa çevresinde 70 bin Müslümanı şehid ettiler. Meydana gelen kan gölünde haçlıların atlarının dizlerine kadar kana gömüldükleri yeni o katliama şahid olmuş Hıristiyan komu­tanların hatıralarında belirtilmiştir.

KARA CÜBBELİLER

Gençliğin geleceğini,

Dolayısı ile ülkenin geleceğini,

Kararttılar,

Kara cübbeliler.

 

Geçen hafta TV bültenlerini izlerken göz yaşlarımı tutamadım.

Atatürk Üniversitesi’nde ve diğer üniversitelerde,

Totaliter rejimlerde bile görülmeyen zulüm ve vahşet sergileniyordu.

Mezuniyet törenine, öğrencilerin başörtülü anneleri ve nineleri alınmıyordu,

Kara cübbeliler tarafından

KİME GÖRE HAK!...

Hak kelimesinin lügat mana­sı; doğru, gerçek, her sabit ve doğru olan şey, adalet ve de­ğişmez demektir. Istılah mana­sı ise; "her şart altında doğru olan şey" demektir. Mesela iki kere ikinin dört ettiği gibi.

Batıl kelimesinin lügat ma­nası; hak olmayan, sahte, ya­lan, boş, yanlış ve isabetsiz demektir. Istılah manası "her şart altında yanlış olan şey" de­mektir. Mesela iki kere iki üç eder iddiası gibi.

Bugünkü Batı Medeniyeti geçmişte olduğu gibi kendile­rini her zaman haklı saymışlar­dır. Onların medeniyeti zulüm üzerine kurulmuş olan eski Roma medeniyetine, eski Ro­ma medeniyeti eski Yunan medeniyetine, eski Yunan me­deniyeti ise eski Mısır medeni­yetine yani Firavunlara dayan­maktadır.

KUTLU DOĞUM

20 Nisan 571 tarihine rastlayan Rebiu'l-evvel ayının 12'nci günü Pazartesi gecesiydi.

Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi.

Bahardı...

Dışarıda, kumların üstünde, kahrı da, zehri de zevk adına yutan insanlardı.

Çıldırmış azgınlıkların pençesinde beşer bir canavardı.

Ve zamanın paslı aynasında eskiyen yürekler kayalar kadardı...

Bahardı…

Hz. İbrahim ile Hz. İsmail'in duaları ve İsa (A.S.)’ın müjdesi, Amine’nin rüyası gerçekleşmiş oluyordu bu gecenin sabahında.

KUZEY IRAK'TA NELER OLUYOR?

Kuzey Irak’ta meydana gelen ve gelişen olaylar Türkiye'de hayret ve şaşkınlıkla izlenmektedir.

Kuzey Irak’ta "fiili" yapının "hukuki" hale gelmesi yönünde bir adım daha atıldı. Meclisi, hükümeti, polisi oluşan ve ordu kurma hazırlığı içinde bulunan Kürt'ler, "federe devlet" statüsünü benimsediler.

Burada şaşılacak herhangi bir durum yok. Yıllardan beri böl ve yut politikasını birer sonucudur. 2 Ağustos 1990 tarihinde Irak'ın Kuveyt'i işgali ile başlayan bir sürecin devamıdır. ABD' nin ortaya koyduğu ve uyguladığı senaryonun son bölümlerinden biridir.

Saddam'ın Kuvyet'i işgali, ABD'nin Bağdat Büyükelçisi April Gillesebie'nin "göz yumarız" teminatı üzerine gerçekleşmişti.

KÜFÜR ÇAĞIMIZIN ÜRÜNÜ; ŞİDDET...

Geçmiş çağlardan beri bir takım despotla­rın, emperyalist ülkelerin başkalarına veya ken­di yurttaşlarına karşı zora başvurdukları şiddet yollarını denedikleri bir gerçektir. Ancak bütün bunlara rağmen şiddet doruk noktasına çağı­mızda yani 20. yüzyılda doruk noktasına ulaş­mıştır. Birbiriyle maddi ve tabii kaynakların el­de edilmesi için durmadan boğuşan kanlı dün­yamızda bu boğuşmaların odak noktası çağdaş ideolojiler ve bu ideolojilerinin geçerli gelişme, yayılma ve yerleşme yolları şiddettir.

MEDİNE İSLAM SÖZLEŞMESİ VEYA ANAYASASI

Türkiye'de Müslümanların iktidara talip olmaları bazı çevreleri iyice telaşlandırmışa benziyor. Kamuoy­unda bu konuda çeşitli yorumlar ve spekülasyon­lar yapılmaktadır.

Müslümanlar iktidara geldiği zaman, inanmayanlar üzerindeki tutum ve dav­ranışları nasıl olacak?

İslam iktidar olduğu za­man, işlenen suçlara karşı uygulanacak olan kıssala­ra bir kan gölüne mi dö­necek?

İslam devleti kurulduğu zaman kadınlar elde etmiş oldukları çağdaş ve hak­ları tamamen kaybedip ev­lere mi hapsedilecek?

MÜSLÜMANIN CEHENNEMİ; DÜNYA

Azerbaycan'da, Filistin'de, Eritere'de, Moro'da, Hindistan'da, Bangledeş'te ve Cezayir'de kı­saca Asya'da, Orta Doğu'da ve Afrika'da Müslümanların başına gelen zulüm, işkence, katliam ve tabii afetlerin sebeplerini hiç düşündünüz mü?

Yoksa Müslümanların üzerin­de bir uğursuzluk mu dolaşıyor? Yoksa bazıları mı bu uğur­suzluğa sebep oluyor? Hayır; hiç kimse, bir başkası için uğursuz değildir. Uğursuzluk ki­şinin kendisindedir. Çünkü her­kesin kısmeti ve nasibi takdir edilmiştir. [Yasin: 18–19]

MÜSLÜMANLAR VE İSLAM ÂLEMİ, SÜPER GÜÇ OLABİLİR...

Komünizmin çökmesi ile birlikte ilk hedef olarak Müslümanlar ve İslam âlemi seçildi. "Yeni Dünya Dü­zeni" adı altında son birkaç yıl sayılamayacak kadar çok tuzaklara, hilelere ve sataşmalara şahit oldu. Bütün bunların sebebi İslam ve Müslümanlara boyun eğdirme­yi, İslam âleminin güzelliklerini yağmalamayı, Müslümanların kaderlerini ele geçirmeyi planlıyorlardı.

Filistin'in işgal edilmesi ve parçalanması, Lübnan krizi, İran - Irak savaşı, Afgan - Rus cihadı, Körfez sa­vaşı, Bosna - Hersek soykırımı, Karabağ (Azarbaycan) meselesi, Somali'nin işgali vs. gibi olayların hepsi Isla­ma ve İslam âlemine düzenlenen saldırıların, saldırılar zincirinin bir halkasından başka bir şey değildir.