REFAH PARTİSİ'NİN ZAFERİ

Her yerde Refah şoku yaşanıyor. Herkes bu büyük sıçramanın ne­denlerini araştırıyor.

Refah Partisinin bu başarısı, iktidar ve ana muhalefetin başarısızlığı anlamına geldiğini her­kes bilmektedir.

RP'nin İstanbul'da dört ilçe belediyesini kazanarak gerçekleştir­diği "oy patlaması", 1 Kasım seçimlerinin en çarpıcı sonucudur.

Genel olarak 20 Ekim seçimlerinde ittifakla al­mış olduğu % 17.7 oranından % 24.52 ye çıkması, İstanbul’da % 28.11'e çıkması, Ankara Çayırhan'da % 7'den % 20'ye çıkarak herkesi telaşlandırdı.

SEÇİLECEK OLAN MİLLETVEKİLİ ADAYLARINA TAVSİYELER

Seçimlere girecek olan tüm siyasi partilerin adayları ile bağımsız adaylar belli oldu.

Bu adaylar içinde 5 tanesi ilimizi temsil etmek üzere seçilecekler.

Seçilecek olan bu adayların içinde belki daha önce milletvekili yapmış olanlarla birlikte, ilk defa milletvekili seçilecek olanlar da bulunacaktır.

SERVER-İ ÂLEM HZ. MUHAMED MUSTAFA (S.A.V.)

"Kendi elleriyle yaptıkları (günahlar) yüzün­den başlarına bir felaket geldiği zaman: ‘Ey Rabbimiz, bize bir elçi göndersen de ona uyup mü'minlerden olsaydık’ diyecek olmasalardı (Seni göndermezdik. Bu bahanelere fırsat vermemek için seni gönder­dik).” [El-Kasas:47]

Ayeti ile birlikte Kur’an-ı Kerim çeşitli yerlerde bu hususu peygam­berlerin dünyaya gönderilmesinin sebebi ve maksadı olarak gösteriyor.

8 Eylül 1992 Salı günü işte bu maksat ve sebeple gönderilen pey­gamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in dünyaya teşriflerinin yıl dönümünü yani mevlid kandilini idrak ettik.

SOYKIRIM TARİHİ

Soykırım;

Aynı milletten, aynı soydan, aynı ırktan ve aynı dinden olan insanlardan meydana gelen bir topluluğu plânlı bir şekilde yok etme, ortadan kaldırma.

Soykırım uygulamalarında;

Bebekler, kadınlar, yaşlılar öldürüldü,

Masum insanları vahşice öldürüldü,

Hem de acı çekerek, ağlayarak, dehşete düşerek öldürüldüler.

SÖZ VERDİK

Söz verdik,  

Ahitleştik ruhlar aleminde!..

Ben sizin Rabbiniz değil miyim” sorusuna,

Evet” dedik.

Allah’ı Rab, yaratıcı, rızık verici, hüküm sahibi olarak tanımaya,

Yeryüzünde Allah’tan başka ilah, güç ve kuvvet tanımamaya,

İslâm'ı ise din ve yaşama biçimi olarak benimsemeye,

Heva ve hevesimizi putlaştırmamaya söz verdik.

ŞAİRLERİN SULTANI

Sultanü’ş Şüara,

Yani Şairlerin Sultanı

Necip Fazıl Kısakürek.

Sanat hayatında başlayan başıboş tavırlı bir yaşantıdan,

Trajik yaşantıya.

Mistik tavırdan,

Toplumun tarihi ve dini kimliğine yöneldi.

Türk edebiyatında farklı bir çıkış yaparak çağımızın buhranını dile getirdi.

TEMİZ TOPLUN MU? TEMİZ İDARECİ Mİ?...

Kuruluşu üzerinden yetmiş yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti'nin hemen hemen bütün müesseseleriyle çök­mek üzere olduğunu, bizzat bu müesseseleri kuran ve işleten yetkililerin itiraflarıyla doğrulanmak­tadır.

Dünyanın en uzun ömürlü devletlerinden biri olan Osmanlı imparatorluğu gibi bir devletin enkazı üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti millete rağmen sürdürdüğü politikanın acısını çekmekte­dir.

Çünkü millete dayanmayan, milletin inançla­rına ve değerlerine saygılı olmayan, Allah'ın rızasına yönelmeyen toplulukların yıkılışını Al­lah'tan başka kimse önleyemez.

TERÖR

Son yıllarda, özellikle şu anda en çok tar­tışılan konuların başında "terör ve Terörizm" gelmektedir. "Terör" konulu tartışmalarda her kes kendine göre bir terör tanımı yapmakta ve teröre karşı nasıl bir cephe oluşturulması fikri tartışılmaktadır.

Bütün bu tartışmalar sürüp giderken dün­yanın dört biryanından terör sesleri gelmekte, terör gün geçtikçe büyümekte ve güç kazan­maktadır, işin en acı yönü teröre karşı olduğu­nu ve teröre karşı savaş iddiasında bulunan ül­keler, egemen güçler örgütlü bir terör (devlet terörü) ku­rumu gibi insanlara kan kusturmaya devam ediyor. Şu bir gerçektir ki terörün kaynağına inmeden terörle müca­delede başarılı olunamayacağı da bir gerçektir.

TOPLUM OLARAK NEREYE GİDİYORUZ?         

Toplum olarak başımızda iki büyük bela, musibet, felaket ve afet dönmektedir. Bunlar­dan biri terör ki; bu konuyu birkaç defa işledik. Diğeri ise terörden daha tehlikeli olan fuhuş, zina ve cinsi sapıklıktır. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgesi birinci tehlikeden, Karade­niz, güney ve kuzey sahillerimizle büyük şehir­lerimiz da ikinci tehlikeden muzdariptir.

Medya ve özellikle TV'lerin yapmış oldu­ğu ahlakı dejenere eden yayınları devamı sonucu olarak toplumumuz büyük bir ahlaki çö­küntü içine girmiştir. Fuhuş ve zinanın yaygın­laştığı toplumumuzda artık cinsi sapıklıklar, eş­cinseller, homoseksüeller vs. hızla artmaktadır.

TOPLUMUN ÇILGINLIĞI

Soyut bir din düşmanlığı tarzında gelişen İslam düşmanlığının hiçbir geçerli gerekçesi yoktur.

Bu insanlığın tarihi akışına karşı işlenen büyük bir suçtur.

İnsanlık suçudur...

Çünkü insanlığın dinden soyutlanması mümkün değildir.

Acımasız baskılardan ve şartlı yaklaşımlardan sonra insanlığı dinden soyutlarsanız;

 

Kendi heva ve hevesini ilah (put) edinecektir.[Furkan Suresi, Ayet: 43; Casiye Suresi, Ayet: 23-25]